Bebeğinizle konuşmak: sıradanı anlatmak ve araların önemi

Bebeğiniz cevap veremeden çok önce sohbet çoktan başlamıştır. Sıradanı anlatmak nasıl işe yarar ve bıraktığınız sessizlikler neden kelimeler kadar önemli?

Bebeğinizle konuşmak: sıradanı anlatmak ve araların önemi

Bebeğinizle konuşmak ilk başta tuhaf gelebilir. Henüz oturamayan birine makarna sosu kavanozunu anlatıyorsunuz ve kimse cevap vermiyor. Sonra bir gün bir soru sorup duruyorsunuz, bebeğiniz küçük bir ses çıkarıyor ve fark ediyorsunuz ki bu sohbet haftalardır sürüyormuş. Sadece iki tarafı da siz oynuyormuşsunuz.

Sıradanı anlatmak yeterli

Özel bir malzemeye ihtiyacınız yok. Günün içinde zaten bolca şey var.

Akan banyo suyu. Bebek arabasının fermuarı. İkisinin de önünde leke olan iki tulum arasında seçim yapmak. Duvardaki komşunun kedisi. Bebek içeriğinizi yargılamıyor — sesinizin inip çıkışını dinliyor, ağzınıza bakıyor, seslerin kenarları olan küçük parçalar hâlinde geldiğini fark ediyor.

Yani gerçek ve sıkıcı olanı söyleyebilirsiniz:

  • "Tamam. Sol kol. Sol kolun nereye kayboldu? İşte burada."
  • "O ses su ısıtıcısıydı. Önce çok sesli oluyor, sonra susuyor."
  • "Şimdi ıslak bezi çöpe atıyorum, sonra ellerimi yıkayacağım, sonra da seni kucağıma alacağım."

Sonuncusu sessizce fazladan bir iş yapıyor. Bebeğinize bundan sonra ne olacağını söylüyorsunuz; bu da zamanla günü bir sürprizler dizisi olmaktan çıkarıyor.

Anlatmak size saçma geliyorsa

Birçok insan bir süre bunu garip bulur. Bazılarımız çok konuşulan evlerde büyümedik ve kendi sesimizin sessiz bir mutfağı doldurmasına alışmak zaman alıyor.

Sürekli anlatmak size göre değilse başka kapılar var. Söylemek yerine şarkıyla mırıldanın. Elinizin altındaki her şeyi yüksek sesle okuyun, mısır gevreği kutusunun arkası dahil. Pencereden gördüklerinizi anlatın. Bebek bir tekerleme ile alışveriş listeniz arasındaki farkı bilmiyor, ama onunla konuştuğunuzu, onun yanından geçip gitmediğinizi duyabiliyor.

Aralar neden kelimeler kadar önemli

İşte acele ederken en kolay atlanan kısım burası.

Bir şey söyledikten sonra durun. İçinizden yavaşça üçe, dörde kadar sayın. Bebeğinize bakmayı sürdürün.

İlk başta hiçbir şey geri gelmeyecek. Sonra, ilk ayların bir yerinde, bir şey gelecek: küçük bir nefes, kısa bir ünlü sesi, bir tekme, yukarı kalkan kaşlar. Bazen sadece daha uzun bir bakış. İşte bu bir sıra. Siz de cevap verirsiniz — "öyle mi?", "gerçekten mi?" — ve yeni bir boşluk bırakırsınız.

Sohbet, odada küçük biri varken yapılan bir monolog değildir. Bir sıra, bir boşluk ve bir sıra daha demektir.

Bebekler çoğu zaman beklediğimizden yavaştır. Cevapları, biz vazgeçip bir sonraki cümleye geçtikten birkaç saniye sonra gelebilir. O arayı bırakmak, onlara cevabı bulacak yeri veren şeydir.

Yaklaşık 3–6 ay civarında bu boşluklar genellikle gerçek seslerle dolmaya başlar: uzun agulamalar, dudakla çıkarılan "pırt" sesleri, herkesi, bebek dahil, şaşırtan küçük çığlıklar. Bunları geri taklit edin. Bebeğiniz bir ses çıkarıyor ve siz aynısını yapıyorsanız, yaptığı şeyin bir yere ulaştığını göstermiş olursunuz.

Söyleyecek hiçbir şeyiniz kalmadığında

Bazı günler bitkin olursunuz. Dörtten beri ayaktasınızdır, aynı altı kelimeyi yüz kez söylemişsinizdir ve neşeyle bir muzu tarif etme fikri fazla gelir.

Bu çok normal ve bebeğinize bir gösteri borcunuz yok.

Az enerji isteyen birkaç yol:

  • Fısıldayın. Daha sessiz konuşmak daha az enerji ister ve bebekler çoğu zaman bunun için durup ilgiyle dinler.
  • Kelime yerine yüzünüzü kullanın. Yavaşça kalkan kaşlar, yumuşak bir gülümseme, emzirme sırasında uzun bir bakış. Bunlar da sayılır.
  • Radyo radyo olarak kalsın. Arka plan sesi, biriyle konuşulmakla aynı şey değildir; bu yüzden onu kendi çabanız olarak saymayın — ama açık bırakıp bir süre hiçbir şey söylememeye de hakkınız var.
  • Beş dakika bir seanstır. Yavaş ilerlediğiniz ve aralar bıraktığınız tek bir bez değiştirme de yeter; sakin ve kısa anlar kendi başlarına yeterlidir, uzun ve dağınık geçen zamanlar da boşa gitmiş sayılmaz.

Aranızdaki sessizlik bir başarısızlık değil. Bebeklerin de sessiz aralıklara ihtiyacı var, sizin de.

Sinyalleri okumak

Bebekler yeterince olduğunu genellikle ağlamadan önce söyler.

Başını çevirmesine, bakışını kaçırmasına, gözlerinin dalmasına, sırtını germesine, hıçkırığa, ani bir esnemeye, ellerinin yüzüne gelmesine dikkat edin. Bunların hiçbiri yanlış yaptığınız anlamına gelmez. Sistem doldu ve biraz molaya ihtiyacı var demektir.

Bunu gördüğünüzde sohbeti bırakın. Sessizce kucağınıza alın, yüzünü odadan başka yöne çevirin, ortamı biraz sakinleştirin. On dakika sonra ya da bir sonraki uykudan sonra dönün. Yeniden hazır olacaklar.

Bebekler de birbirinden çok farklı. Kimi baştan sesli ve sosyaldir; kimi aylarca izler, size neredeyse hiçbir şey geri vermez, sonra bir anda ardı ardına sesler çıkarmaya başlar. Bebeğinizin işitmesi, çıkardığı sesler ya da size verdiği tepkiler konusunda endişeleniyorsanız, bunu doktorunuza, ebenize veya sağlık görevlinize sormak iyi olur — gecenin ikisinde tek başınıza taşınacak bir şey değil.

Normal bir günün neresine sığıyor

Programınıza bir "konuşma saati" eklemenize gerek yok. Zaten olan şeylere iliştirin.

Bez değiştirmeler ideal: yüz yüzesiniz, bebek genellikle uyanık ve dikkatli, üstelik günde defalarca oluyor. Yüksek bir alt değiştirme yüzeyinde konuşurken elinizi hep bebeğin üzerinde tutun; bir şeye uzanmanız gerekiyorsa bebeği yanınıza alın. Giydirmek de işe yarar. Markete yürüyüş, eve dönüş, biberon ısınırken ya da su kaynarken geçen iki dakika da öyle.

Günlerin nasıl geçtiğini hafif bir şekilde kaydetmeyi seviyorsanız — beslenmeler, uykular, küçük oyun anları — Kaplu'yu biraz da bunun için geliştiriyoruz. Ama burada hiçbir uygulamaya ihtiyaç yok. Bunun maliyeti de gereci de sıfır.

Değişimi belirli bir günde fark etmeyeceksiniz. Sadece bir noktada, bir sohbetin içinde olduğunuzu göreceksiniz — biriniz kelimelerle, diğeriniz seslerle ve kaşlarla — ve bunun, yazıya geçirebileceğiniz hiçbir şey söylenmeden çok önce başladığını anlayacaksınız.